20 Aralık 2024 Cuma

20 Aralık 2024

 Bunca zamandır boşu boşuna yürüdüğünü anlamak tarifsiz acı

yürürken her şey sahici gibiyken mutlu olduğunu düşünürken

ne masallarda ne de gerçekte o ülkenin hiç var olmadığını öğrenmek 

insan kaç yaşında olursa olsun sarsıcı

bu ülkenin adı aşk, sevgi ve ya güvendi.



16 Aralık 2024 Pazartesi

Onaltı oniki ikibinyirmidört

 * başkalarını önemsemediğini belirtmek aslında önemsediğinin kanıtı gibi söylem değil eylem gerektiren 

bir tavır bu.

* Düşünsel ve eylemsel enerjini kendi yaşamına, huzuruna odaklamak ve kendi mutluluğun için

 çabalarken yakınların çevrendeki seçtiğin bazen de seçmediğin (toksin kişiler hariç) insanlarla da

 iletişime ihtiyacın var durum böyle olunca onların kaygı mutsuzluk ve ya sorunlarına da kayıtsız

 kalamıyor insan, kalabilmesi için narsistik boyutunda bencillik gerek diye düşünüyorum.

* dünyaya, yaşama, çevreye tüm canlılara duyarlı olup insanların ne dediğine ne yaptığına kayıtsızlık

kendi ırkını reddin nirvanası olsa gerek bu da ayrı bir konu..



arkada çalan

22 Kasım 2024 Cuma

Atlas dünyayı omuzlamayı kendi mi seçti?

 hepimiz kendi dünyalarımızın atlasıyız

habire yüklüyoruz

ağırlaştırıyoruz gün be gün yükümüzü

köle değilsen ve

kölesi değilsen hiç bir şeyin

kimse yükleyemez kendinden gayrı yüklerini..

kişinin kendi bile kendi isyanından korkar

lakin özgürlük 

hep isyanların ardından gelmiştir...

Sahip olduğumuzu düşündüklerimiz

kaybetmekten korktuğumuz her şeyin esiri olduğumuz bu çağ

en büyük kölelik çağı değil mi?

şimdi dinlediğim şarkı da burada dursun



9 Ekim 2024 Çarşamba

dokuz ekim ikibinyirmidört

 Kıskançlık kendi gösteremediğin başarıyı hazmedememek ve ilerlemek için çaba göstermemek 


bunun için ilkel bir duygu demeyeceğim onun yerine daha cüretkar bir laf ederek zeka geriliği diyorum.

İlişkilerde ki kıskançlıkta çok gereksiz ve tüketici, tüketip insanın ağzını acıtan tabakaya kadar 

inmemek lazım ağızdaki hoş lezzet hatırlanmalı.

Bu biriktirilen acı tat insan ağzının florasını bozup ve güzel tatları bile algılatmıyor.


7 Ekim 2024 Pazartesi

Güz Sancıları

görevler, beklentiler, istekler;

benden hep bir şeyler beklenildiğinden olsa gerek beklentisizim..
gönüllüsü olduğum veya olmadığım tüm görevlerden ve hatta
zorunlu olanlarından bile istifa etmek şu ara en çok istediğim şey..
İsteklerime gelince sadece dinginlik ve sessizlik istiyorum şu an
maddi hiç bir isteğim yok.
Bu isteğimi evrenin ulu yaratıcısı umarım yanış anlamaz 
ve mutlak sonumu çok da öne almaz çok uzun uzadıya kalmak gibi bir isteğimde yok
lakin çok hızlı yürüdüm şimdi ise daha yavaş yürüyerek manzaranın tadına varmak istiyorum
derin derin solumak doğanın nefesini..

Yorgun bir insan bundan başka ne isteyebilir ki?

Anlaşılmak mı?

Kimler anlaşılmış ki? Ben anlaşılayım!
Yakınında ki ailen, sevdiklerin anlıyor mu ki? uzağında ki anlasın!

Umudumu insana dair kaybedeli bir hayli oluyor, insanın bencilliğini de bir miktar anlıyorum
kendini görmemesini anlamıyorum bu kafa saksı değil içindeki de henüz toprak değil
biraz kullanın!
ve kalp bu dünya ile uyumsuzluğumun müsebbibi 
daha hissiz,
sağır
ve
kör olmayı isterdim..






3 Ekim 2024 Perşembe

Erdem


erdemli bir insanın erdemi nasıl ölçülür?

hiç bir olaya, olumsuz ortam ve duruma maruz kalmayan 

hep saygın kalmayı başarmış kişilere erdemli demek bana biraz kolaycılık gibi geliyor.

Bayağılığın içinde kendini kaybetmemiş, alçaklığın hainliğin içinde doğrudan yana olmuş, 

düzen bozulduğunda erkten yana olmamış, yuvarlak konuşmak yerine doğruyu konuşma cesaretinde olan 

için erdemli demek çok daha doğru geliyor.

sonsuz bekleme odası



1 Ekim 2024 Salı

bir ekim ikibinyirmidört

 bazen kaskatı duygusuz beton gibi

koşuşturmalar ajitasyon zırlamalar bağırış çağırış 

hiç duygu emaresi belirmiyor içimde..

bazense günlerce ağlayasım geliyor

bir reklama bir kedi videosuna okuduğum bir kitaba

beni ağlatan kısmını defalarca okuyarak hem de ağlayabiliyorum.

gülmek mi?

gülmeyi de iyi bilirim lakin istediğime


zihnim de bedenim de yoğun, yorgun..

yine uzun yürüyüşlerin vaktidir...


23 Eylül 2024 Pazartesi

"o köprülerin altından çok sular aktı"

 aynı kişi olmayı marifet sayarken bir yandan da değişime övgülerde bulunanları çok hayretle karşılıyorum bu nasıl çelişkidir!

"o köprülerin altından çok sular aktı" derken bir köprüyü bir insan gibi de algılıyorum.

yaşanılan iyi veya kötü her hangi bir olaydan sonra veya seyredilen bir film, okunan bir kitap, 

gidilen görülen bir yerden sonra ben, aynı ben olamıyorum mesela.

İnsanlar ve onlara gereksiz güvenin boşa çıkmasını saymıyorum bile!

Yaşım zihnim duygularım değişirken aynı kalmak mı?

bu koca bir savsata...


Masar

5 Haziran 2024 Çarşamba

05.06.2024

 evin kapısını kapatınca dışarıda olmuyor kimse,

kalbinin kapısını kapatınca dış kapının dış mandalı oluyor...

maharet tüm kapıları kapatıp hapsetmek değil

kime açacağını bilecek kadar beşer şaşarı tanıyabilmek

kanaatimce..

3 Haziran 2024 Pazartesi

 Bu duvar ne böyle

Baştan başa yeşil

Baştan başa yasemin, hanımeli

suya daldırır gibi

elimi uzatsam

geçecek gibi

dalların, yaprakların çiçeklerin arasından

bahçene..





Sabahçı kahvesi