26 Eylül 2017 Salı

yirmialtı eylül

mutlu olduğum da söylenemez
ama bugünlerde yazmakla ilgili sıkıntılarım var
her kelime yetersiz ve yerinde değil sanki!
neyse ki okumakla ilgili bu aralar yok
bir şeyler yapma isteği ve üretkenlik de fena değil

uzun denemelerden sonra hobimi bulmak çok güzel
yazın biraz uzaklaşsam da
sanıyorum metal tozunu seviyorum
kıl testereyi, kaynak yapmayı
Çemberlitaş'ı Tavuk Pazarı'nı
Sultanahmeti Kapalı Çarşı'yı

ne sevgi dolu oldu bu karaladıklarım yahu...

5 Eylül 2017 Salı

gerçek

mesele bir güç meselesi de değil
kadın olsun erkek olsun,
ya da aynı cins olalım
birbirimize karşı güçlü olsak ne olur zayıf olsak ne olur
birbirimizin zayıf yanlarını bilsek, bilmesek ne olur?

durum kötüleşirse şayet bir gün ilk oradan mı başlarız vurmaya
en öldürücü darbelerle?

duygular insanı diğer insanlardan ayıran yegane şey iken bunları açık edememek ve en yakın gördüğünden bile saklamak bana oldum olası tuhaf gelmiştir
bir iki kitap okuyan bakan gören üç aşağı beş yukarı aynı şeyler bilebilir
ama duygular öyle mi?

sevgim
sevincim
kızgınlığım
öfkem
hayallerim
saçmalamalarım
vs.
bana özel

işte beni ben yapan bütün bu duyguları
kamufle ederek (zayıf görünmemek adına)
kitaptan sanattan siyasetten toplumdan vs. konuşup mu duracağım?
Ama durakta otobüs bekleyen herhangi biriyle de bir kitap hakkında konuşabiliyorum,
ve ya herhangi bir arkadaşımla  yemeğe konsere gidebiliyorum..


benim için değerli ve kalıcı olan
gerçeklik sadece
herkesle samimi olmama gerek yok ama dostum dediğim sevgilim dediğim kişiyle
aramda bir nevi maske olacaksa varsın dostum, sevgilim olmasın...


beş dokuz ikibinonyedi

bir cümle okudum bu yakınlarda
"yanında gerçekten sen olabildiğin kişi gerçek dostundur" diye
ben bir tek sen ve İdilimin yanında gerçektim.
ikinizi de kaybetmiş olmam ne acımasız