7 Aralık 2017 Perşembe

pert

bugün yıl dönümü imiş aracımı pert ettiğim kazanın,
hala viraj alırken bir miktar korkuyorum,
arkadan sabırsızlar sıkıştırsa da mümkün yavaşlıkta geçiyorum...

Hal böyleyken
Ruhumu pert eden kazalardan hiç uslanmıyor,
bir daha
bir daha bodoslama dalıyorum...


yedi oniki ikibinonyedi

düşünüyorum da huzursuz bir tipim
şöyle tam yerleşme diye bir şey yok illede bazı zamanlarda
koltuğa, kanepeye, sandalyeye,
her an kalkacakmış gibi

yine öyle eğretiyim
kalkıp gidecekmiş gibi....
uyumsuzum
huzursuzum...

çok uzun sürmese bari dünya sürgünüm diyorum çokça...

olmuyor ne yapsam olmuyor....



4 Aralık 2017 Pazartesi

dört oniki ikibinonyedi

beni en korkutan şeylerin başında
bir gün uyandığımda tüm hislerimi kaybetmek..
güvenimin
sevgimin
heyecanımı
merakımın
umudumun
hayata bağlayıcı irili ufaklı tüm hislerimin
bir sabah yok olması...
Bazen kendimi zifte yapışmış bir böcek gibi
hissediyorum şu hayatta
çabaladıkça
sanki bir iki uzvumu kaybedip duruyorum
sonra aptal bir Pollyanna gibi.
neyse bu var daha elimde diye bir garip mutluluk oyunu oynuyorum.

22 Kasım 2017 Çarşamba

yirmiiki onbir ikibinonyedi

zorlamadan, planlamadan programlamadan gelişti her şey bende
sadece sevdim
içimde yükselen sevginle
sana doğru her adımımda
duvarlarına çarptım ne yazık ki
derlemek toparlamak
yeniden, yeniden
ve her yeni de
bir iki parçam noksan yaralı
ağzından çıkan seviyorumun
kalbinin süzgeçinden de geçtiğini sanmıştım
kişi kendi gibi bilirmiş ya o misal işte...


kendine biçtiğin ıssızlığında
bilmiyorum hiç kimse ye mi yer yok
ama bana yer olmadığını
artık çok iyi öğrendim
direnmeyeceğim
tek taraflı sevmeler için artık..

17 Kasım 2017 Cuma

onyedi onbir ikibinonyedi

bazen çok aptal olduğumu hissediyorum
her şey aleni iken
zihnim kapanıyor sanki
at gözlüğü takmış gibi dar açıyla dört nala koşuyor,
ya öyleyse, ya böyleyse diye kendimi kandırıp duruyorum
bu çok saçma
bile bile,
bile isteye hem de
sonra uzun bir sorgulama süreci tüm yaşantımı...

31 Ekim 2017 Salı

onuncu ayın son günü ikibinonyedi

içinden şiir geçen kentlere gitmeli
İstanbul çekilmiyor bu aralar
ahengi
akordu bozulmuş

kasımı teğet geçmek istiyorum mesela
eskiden severdim
şarkılar şiirler gırla giderdi


yaş aldıkça daha kinci oluyorum sanırım
küsebiliyorum
bir kente
bir aya
bir mevsime
ve
bir çok insana
hayli de uzun sürüyor bu küslüklerim
daha ileri yaşımda görebilirsem şayet
şu nemrut suratsız geçimsiz ihtiyarlara mı benzeyeceğim
hastalıktan düşkünlükten daha çok korkuyorum onlara benzemekten..

Nym Et Moi


9 Ekim 2017 Pazartesi

dokuz on ikibinonyedi

artık alışıyorum sanırım yokluğuna
daha az ağlıyorum
daha az alıp götürüyor başka diyarlara şarkılar
ama çok sık rüyamda görüyorum
ve çok azında sarılıp öpüyorum
hep bir yerlere gitme telaşında oluyorsun bensiz
hep yarım yamalak vedalaşıyoruz

birbirimiz için birileri mi idik
yok sa bir olabilmiş mi idik 
cevabını alamayacağım sorular 
zihnimden geçiyor arada sırada halen...



6 Ekim 2017 Cuma

altı on ikibinonyedi




ah ne çok ihtiyacım var
dizlerine uzanıp saçlarımı okşamana
sesine
nefesine
sana
ne çok ihtiyacım var..

3 Ekim 2017 Salı

üç on ikibinonyedi

insanın en acımasız yanlarından biri de
sanırım kendi açtığı yaralardan duyduğu büyük övünç
bu böyle olmasaydı yaraladıklarının kabuklarını mütemadiyen kaldırıp durmazlardı..



fikrimin ince gülü

26 Eylül 2017 Salı

yirmialtı eylül

mutlu olduğum da söylenemez
ama bugünlerde yazmakla ilgili sıkıntılarım var
her kelime yetersiz ve yerinde değil sanki!
neyse ki okumakla ilgili bu aralar yok
bir şeyler yapma isteği ve üretkenlik de fena değil

uzun denemelerden sonra hobimi bulmak çok güzel
yazın biraz uzaklaşsam da
sanıyorum metal tozunu seviyorum
kıl testereyi, kaynak yapmayı
Çemberlitaş'ı Tavuk Pazarı'nı
Sultanahmeti Kapalı Çarşı'yı

ne sevgi dolu oldu bu karaladıklarım yahu...

5 Eylül 2017 Salı

gerçek

mesele bir güç meselesi de değil
kadın olsun erkek olsun,
ya da aynı cins olalım
birbirimize karşı güçlü olsak ne olur zayıf olsak ne olur
birbirimizin zayıf yanlarını bilsek, bilmesek ne olur?

durum kötüleşirse şayet bir gün ilk oradan mı başlarız vurmaya
en öldürücü darbelerle?

duygular insanı diğer insanlardan ayıran yegane şey iken bunları açık edememek ve en yakın gördüğünden bile saklamak bana oldum olası tuhaf gelmiştir
bir iki kitap okuyan bakan gören üç aşağı beş yukarı aynı şeyler bilebilir
ama duygular öyle mi?

sevgim
sevincim
kızgınlığım
öfkem
hayallerim
saçmalamalarım
vs.
bana özel

işte beni ben yapan bütün bu duyguları
kamufle ederek (zayıf görünmemek adına)
kitaptan sanattan siyasetten toplumdan vs. konuşup mu duracağım?
Ama durakta otobüs bekleyen herhangi biriyle de bir kitap hakkında konuşabiliyorum,
ve ya herhangi bir arkadaşımla  yemeğe konsere gidebiliyorum..


benim için değerli ve kalıcı olan
gerçeklik sadece
herkesle samimi olmama gerek yok ama dostum dediğim sevgilim dediğim kişiyle
aramda bir nevi maske olacaksa varsın dostum, sevgilim olmasın...


beş dokuz ikibinonyedi

bir cümle okudum bu yakınlarda
"yanında gerçekten sen olabildiğin kişi gerçek dostundur" diye
ben bir tek sen ve İdilimin yanında gerçektim.
ikinizi de kaybetmiş olmam ne acımasız




24 Ağustos 2017 Perşembe

yirmidört sekiz ikinibonyedi

bazı şeyler var içimde öfke ataklarına neden olan.
bir dinlemeyen insanlar
iki dinler görünüp anlamayan insanlar
üç dinleyip anlamadığı halde sormayan insanlar..
dört her şeyi kader kısmet nasiple açıklamaya çalışanlar..
beş g*tü gözü fıldır fıldır olup ahlak bekçiliği yapanlar
altı yalan dolanla kendini uyanık diğerlerini aptal görenler
yedi sırnaşık yüksek egolu hayata dair hiçlik içinde olanlar
sekiz sığ bilgileriyle derin nasihatler vermeye kalkanlar
dokuz kendini görmeden başkaları için öyle böyle konuşanlar
vs.
vs.

sonra dün Mercan'da
gördüğüm hamal geldi aklıma
yo hayır acımadım
acımak çok incitici bir duygu
yalnızca üzüldüm
belki bu işi yaparken kaybetti
belki başka bir kazada
belki kolu olmadığı için başka işe almadılar
belki türlü türlü sebepleri vardır daha
yanımdan hızla geçerken boş gömlek kolu koluma çarptığından mı bilmem
bakakaldım
yaşam, hayatlar, hikayeler
herkesin hikayesi ve kavgası birbirinden çok farklı
kimi neden en son model telefonum ayakkabım oyum buyum yok bunalımında
kimi de yaşam mücadelesine kaybettiği uzvuna rağmen devam ediyor yada etmek zorunda kalıyor.




18 Ağustos 2017 Cuma

onsekiz

bak onsekizi de geldi ağustosun
saymayacağım günleri demiştim
bilinç saymasa da
bilinç altı sayıyormuş..

bir başıma
kaldırdım kadehimi
çoğul yalnızlıklarımıza..


17 Ağustos 2017 Perşembe

15 Ağustos 2017 Salı

onbeş sekiz ikibinonyedi

aşkın gelişinin bildiğim gibi
ayrılığı da bilmiştim sende
bilemediğim bunca zamandır normale dönememem
halbuki neler geliyor geçiyor başımızdan, gönlümüzden..
derin üzüntülerin ardından,
hiç gülemeyecek gibi olan hisselerimiz ne kadar sürüyor..
direnmiyorum
lakin çok zor...


14 Ağustos 2017 Pazartesi


aklımda yokken,
önce aklıma,
sonra kalbime girip darmadağın edeceğini bile bile hemde
izin verdiğim günlerin miladı yaklaşırken
kızgınlıklarımın olmasına karşın nefret veya kötü bir duyguyu hissedemem
üstüne üstlük özlemem affedilir bir şey değil.

anlayan, yargılamadan dinleyen, bir dostunun olması büyük lüksmüş
yaşarken de kıymetliydi ama kaybedince daha iyi anlıyor insan.

bunaldım boş konuşmalardan, kalabalıktan
yalnızlığa ihtiyacım var!
inadına kalabalık inadına gürültülü..


herkes gibisin..





11 Ağustos 2017 Cuma

onbir sekiz ikibinonyedi

bu kadar yorgun, güçsüz ve çaresiz hissetmemiştim kendimi
bu saplantı mı bilmiyorum
böyle bir şeyi bu yaşıma kadar hiç yaşamamıştım üstelik!
sana benzetiyorum bazen birilerini
bu bazen bir alman milletvekili oluyor
bazen de bir etnik müzik sanatçısı
tuhaf değil mi
çok özledim varlığının her halini
ama yeni yaralar açamayacak kadar mecalsizim..


9 Ağustos 2017 Çarşamba

dokuz sekiz ikibinonyedi

Bu gün  sabah erken saatte kafamı dağıtmak için işi bahane ederek Eminönü'ne geçtim.
pasajlarda aksesuarlara baktım bir çok dükkana girip çıktım işten güçten lafladım esnafla
sonra Mercan'dan Beyazıt'a doğru yürüdüm bizim mağazaya uğramak için normal zamanlarda bu yolu kullanmam ben direkt Sultan Ahmet'e çıkarım..

Bir an duraksadım aynı perspektif aynı binalar, aynı meydan,
burada biz yan yana yürümüştük seninle ve
alışveriş yapmıştık İzmir'deki açacağın mağazan için.
iki hafta önce gerçekte değil üstelik rüyamda..
altı veya üstü ne diyor bilincimin ama
tuhaf bir dejavu yaşadım.
ve devrelerim yandı o saatten bu saate!


Öyle böyle geçiyor günler, geceler, ömürler...



kalbim

3 Ağustos 2017 Perşembe

üç ağustos

sevdiklerim ve ailem için dünyanın en gurursuz insanı olabilirim
bunu gerçekten yapabilirim
fakat kalpte ve düşüncelerde farklı hesapları hissedersem
işte o zaman
elim kolum dilim bağlanır 

8 Haziran 2017 Perşembe

bulantı

dünya saçma sapan bir yer
ve ben çok zor dayanıyorum
her şey iyiyimiş gibi
ama değil biliyorum
sürekli zihnimi oyalıyorum kandırıyorum
insanların aymazlığını sahtekarlığını görmemek için
gözümü kapatıyorum başımı çeviriyorum
kendini düşüncesinin doğruluğunu kabul ettirmek için çığırtkanlık yaptıklarında
zihinsel olarak kulaklarımı kapatıyorum
samimiyetsizlik içindeki vıcık vıcık hallerinde sadece  kurtarabilirsem kendimi uzaklaşıyorum..

içi boşaltılmış kadavralar gibi
beyni boşaltılmış yığınlar
bu gün bunu düşünün
buna üzülün
bunu konuşun
bunu sevin
en çokta
ötekinden nefret edin!



10 Mayıs 2017 Çarşamba

on mayıs

uykusuz geçen gecelere yenisini ekleyerek geçiyor günler geceler.
dün gece bu son olsun dedim
yürekten diledim...
üçüncü yirmibir de tüm alışkanlıkların unutulması lazımmış, direnmeyeceğim.
içimden büyük kelimeler harfler geçiyor,
lakin susmayı seçiyorum..

ha, bir de! asla asla dememeli..


 Hate You Then I Love You - celine dion & luciano pavarotti

daha kaç keree

28 Nisan 2017 Cuma

yirmisekiz nisan bindokuzyüzyetmişüç

hayli bir müddet sonra anlıyor insan,
gaz bulutu
toz bulutu
ve ateşten küre soğuyor
yer küreye dönüşüyor
ben küreye dönüşüyor..

elinde olanlar için çaba sarf etmeyenleri anlamam
ama artık olmayanlar için inat edenleri de anlamıyorum..

dönüşüyorum..
her şeye ve herkese merhametli ve vicdanlı davranırken
kendime neden bu kadar acımasız olduğumu daha yeni çözümlüyorum..
ben (bu ego olarak değil) değerliyim
hiç kimse için değil sadece kendim için değerliyim
gelenler değerime değer katar
gidenlerle azalırım
ama eksilmem değerimden
umutlarımdan
hayallerimden

herkes kendi hayatının lokomotifi
ömür denilen ilahi gücün bildiği uzunlukta bir yolu arşınlıyoruz
bazen kısa bir mola bir istasyonda
bazen uzun bir konaklama
bazen ardımıza vagonlar takıyoruz
aile, iş, makam, mal, mülk vs.
ve bir müddet sonra bu kadar vagonu çekecek gücümüz kalmıyor,
sonra kendimizin taktığı geliyor
taktığımız gibi çıkarmasını bilebilmek sanırım büyük hünerlerden
ve insanı özgürleştiren de bu
bir de,
empatinin dozunu iyi ayarlamalı
her şeyin fazlası zararlı!

Son söz
Canım ablacığım ne uzun zaman tam on üç yıl oldu...
en derin özlemlerimdensin..
hep birlikte kutlardık doğum günlerimizi..
doğum günün kutlu olsun..

21 Nisan 2017 Cuma

yirmibir nisan

geçmiş olsun diyebilmek isterdim.
bir şeyin yoktur umarım vs.
iki kelam hal hatır sormak da isterdim
dedirtmeyen ne idi gururum mu?
belki evet belki hayır
belki sadece korkulardır,


12 Nisan 2017 Çarşamba

oniki nisan

bütün vücudumu sarmış
her gün akıttım yaşımda
kustum her gün.
lakin hala var içimde
nasıl bir zehirmiş?


Christina Pluhar




11 Nisan 2017 Salı

sığmadım sığamadım..

hiç bir yere sığamıyor
aidiyet hissedemiyorum
eve
şehre
ülkeye
hatta dünyaya...



7 Nisan 2017 Cuma

sevgili doktor, sıkıntılar dertler bitmiyor bir türlü
adem oğlu/kızı sanki bunun için var olmuş veyahutta kendi kendine dertleri sıkıntıları var etmiş..
öyle uzun uzadıya dertlerden, gün hafta mevsim sendromlarından bahsetmek istemiyorum
ruhum parçalı bulutlu bugün ama çoğunlukla sakin, dingin azıcık da puslu tıpkı hava gibi..

Lakin değişik bir enerjisi de var şaşkınım, sabahtan beri çiziyor babam çiziyor..



çocuklar gibi...

28 Mart 2017 Salı

karbon günler, geceler..

ben sevmiştim çünkü
özlemekte acı çekmekte bana düşmeliydi..


yeni bir formül buldum uykusuzluktan geberik vaziyette uyuyamıyorsam, yastığa
kiraz çiçeği kolonyası sıkıyorum.
kısa ağlama ritüleli ardı sızıyorum..

geçecek bu günler de ne zaman bilmiyorum ama geçecek,

neler geçmiyor ki!

15 Mart 2017 Çarşamba

kiraz çiçeği kolonyası

dün gece çok ağladım
durduramadım kendimi freni boşa almış gibi...
boş bulunup da sıktığım
kiraz çiçeği kolonyası unuttuğum kokunu getirdi,
yastık, yorgan, duvar, kokun ve ben sabahladık durduk.

bazı şeyler

14 Mart 2017 Salı

tahammülsüzüm...

yorgunum...


Attila İlhanın bu dizesi şu anki haleti ruh-iyemin tercümanı..

"Bir trene binip, rastgele defolup gitmek istiyorum."



nereden bileceksiniz