30 Aralık 2014 Salı

.

bir yıl daha bitti
ah ne çok yıl bitti, ne çok...
geri gelmez, yeri dolmaz,
ne çok şey bitti, bu yıllarla...



ederlezi

18 Aralık 2014 Perşembe

İçimdeki bu derin üzüntüden neden kurtulamıyorum
İnsanın mukadderatında var alışmak
Neden alışamıyorum!

15 Aralık 2014 Pazartesi

aralıkta bugün

ne çok şey yazabilirdim bu güne dair
hatırlattıkları ve hatıralara dair
ama bu çok saçma!
susmak gerek, ebediyet de dahi susmak...

3 Aralık 2014 Çarşamba

aralıksız

aralıksız özlemlerin ayında 
koca yılın son düzlüğünde
yazılacak ne çok şey vardı
şimdi çok manasız kaldı..

26 Kasım 2014 Çarşamba

tesadüf

hiç bir şey tesadüf değil!
tesadüf demek zihni zorlamıyor sadece..

bu sabah bu parçayı dinlerken bu dolandı zihnimde...




12 Kasım 2014 Çarşamba

koskoca yarı yıl geçmiş..
canım dostum çok özledim seni..
en sevdiğim mevsimin, en sevdiğim ayında seni sonsuza uğurlamak...
yeri dolmaz bir oyukla ardından kalakaldım.
dualarımdasın ruhun şad olsun melek dostum...

5 Kasım 2014 Çarşamba

butterfly effect

birisi için bir noktadır 
söylediği yaptığı...

ya diğeri için...
belki dünyalardır 
belki daha fazlası

kim bilir...




1 Kasım 2014 Cumartesi

bak ekim de bitti
dört nala koşan atlı gibi,
ne denli hızla geçiyor zaman... 

1 Ekim 2014 Çarşamba

eylül toparlandı gitti işte,
ekim falan da gider bu gidişle.

T.Uyar

24 Eylül 2014 Çarşamba

ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum.

sevmediğini biliyorum, eminim hatta!

lakin neden?

diye sormadan da edemiyorum...

beni bu kadar karıştırmaya, üzmeye ne hakkın var?

bencilsin, zalimsin...

23 Eylül 2014 Salı

bugünün nasıl geçtiğini
bir ben bilirim bir de yaradan!
gün koşturmacayla bitti de
gerisi nasıl bitecek 

yüreğim sıkışıyor
nefes alamıyorum...

12 Eylül 2014 Cuma

Düşmanıma edilecek dua değil, biliyorum.
Beni yaktın ya!
Sen de yan diyorum
Böyle sabah ayazlarında cayır cayır yan,
Sızım sızım sızlasın taş kalbin..

2 Eylül 2014 Salı

neden

neden,
bazı gözden ırak olanlar,
gönülden de ırağa gitmezler ki?

1 Eylül 2014 Pazartesi

eylül

ve eylül de geldi
uzun yürüyüşlerin mevsimi
kendimle baş başa kalmaların, huzurun ve dinginliğin mevsimi..


9 Temmuz 2014 Çarşamba

umu

bu böyle olmayabilirdi,
ama oldu, 
neden tek üzgün benim peki!
tek umursayan...

bu yaşımda öğrenebilir miyim,
omuzlarımı silkmeyi,
kayıtsızlığı,
umarsızlığı?

25 Haziran 2014 Çarşamba

Uzak

Yine çok uzaklardayım
Nereye gidersem gideyim 
Yine de seninle olan uzaklığıma erişemiyor hiç bir mesafe...

11 Haziran 2014 Çarşamba

özlemli gün...

anlatacak çok şey birikmesinden değil,
sakin sohbetlerimiz özledim.
anlatmanı, dinlemesini bilmeni, gülüşünü, zarifliğini, dinginliğini
ve tevazunu özledim
ve seni özledim
tam altmış gün olmuş seni o uzun yolculuğa uğurlayalı
canım dostum...

aklımda kalbimdesin...

6 Haziran 2014 Cuma

to be continued...

herkesten bir şeyler öğrendi adem kızı
kiminden dostluğun en sıcağını 
kimiden kazığın en acısını
kiminden yoksunluğunun ızdırabını..
kimisinden varlığının bıkkınlığını
kiminden sükuneti
kiminden kavgayı
öğrenmeye devam edecek yaşadıkça



4 Haziran 2014 Çarşamba

ego

dün akşam uzundur konuşmadığım bir dostum
benim egom yüksek diye daha da bir şişiriyordu egosunu
üzüldüm onun adına.
üzerinde ne denli bir yük taşıdığının farkında değildi!

yaklaşık bir saatlik görüşmeden sadece bu kaldı aklımda!




29 Mayıs 2014 Perşembe

kuş

kanatlarına mavi ışık yansıyan kuş
beni de al
beni de al ne olur
sonra bırak, en mavinin tam ortasında
kanatlarına mavi ışık yansıyan kuş

28 Mayıs 2014 Çarşamba

mavi

yazmak üzere alıyorum elime kalemi ama ne mümkün!

eviriyor çeviriyorum halbuki içime sıkışmış kelimelerim var, şuraya tam bağrıma oturmuş,
lakin yazamıyorum...

o halde acemice de olsa çizeyim diyorum;

önce lacivert bir göz çiziyorum içi ışıklarla dolu pırıl pırıl ama hep uzaklara bakan,

ardından bir dudak çiziyorum belki konuşur benimle diye fakat ketum,

bir yüz çiziyorum, bomboş ve  ifadesiz...


ve kapılar çiziyorum hep kapalı,bir ışık hüzmesini bile sızdırmayan, kilitler vurulmuş kat kat üzerine.

sonra diyorum bir deniz çizebilir miyim acaba?

başlıyorum mavi bir noktayla, akıyor boyalarım fırçamdan oluk oluk ufku okyanusa karışıyor,

beyaz köpüklerinde dağılıyor tüm sıkıntım...

uzak bir ülkelerin kıyılarına yanaşmış bembeyaz bir kağıt gemiden inerken bitiriyorum resmimi...

21 Mayıs 2014 Çarşamba

umut

yazıp yazıp siliyorum
ne söyleyeceğimi bilemiyorum
bildiğim bu derin hüzün...
hüznümün nedenini mevsimlere bağladım
güzdendir dedim, kıştandır dedim
yaz geldi hala niye...
yaşamın getirdiklerine, götürdüklerine,
hayli zaman önce eyvallah demiştim...


.....
bu günler geçecek biliyorum...
bunları yazarken kendimde en sevdiğim huy, umut diye geçti içimden...




19 Mayıs 2014 Pazartesi

öyle bir an

bazen geliyorsun aklıma, 
büsbütün silmek güç biliyorsun!
o anlarda sigaralar söndürüyorum
beynimin hatırlayan her hücresinde..

15 Mayıs 2014 Perşembe

göçük

ben böylesi derin acılarda
akıl değil yürek tutulması yaşıyorum
yüreğim eziliyor, yutkunamıyorum, soluk alamıyorum.
salakça istatistik tutuyorum
ikiyüzyetmişdört ev direksiz kaldı
en az iki çocuktan beşyüzkırksekiz çocuk babasız
bu açıklanan rakamlara göre
hissettiğim rakam binlerce!
olası kaos çıkmasın diye yanlış verileri verdiklerini reyhanlıda
ve daha nice yerlerde, çok sonra yerel kaynaklardan öğrenmiştik
bu politikanın gereği mi bilinmez
lakin acının yanında, derinden yaralayıcı
acıyı paylaşabilirim ama düştüğü yeri çok daha derin yaktığını bilirim...

çok denecek söz var da, ne yeri, ne de zamanı...

fakat usta bir yaşam bu kadar ucuz kılınmamalı...

14 Mayıs 2014 Çarşamba

rindler

Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve serin serviler altında kalan kabrinde
Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.


Y.K.Beyatlı



13 Mayıs 2014 Salı

mayıs

 mayıs sabahlarında kıştan bile daha çok üşür oldum!
içim titriyor, kalbim titriyor...
istemsiz buğular,yaşlar gözlerimde!

oysa ki mayıs demek benim için
iğde kokulu sabahlara uyanmak demek
ıhlamurların yanından geçerken camları sonuna kadar açmak demek
ve hanımellerini beklemek demek!




7 Mayıs 2014 Çarşamba

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Eminönü


klasik bir Eminönü ritüeli
bütün ara sokaklarını ve hanlarını arşınlayıp
vapurda soluk almak nereye gittiğinin bir önemi olmadan
sonra çok ilgim becerim olmasa da en güzel martı pozunu yakalamaya çalışmak
bir kuple İstanbul'la bereber...

güzel bir mayıs gününde İstanbul'u solumak ve yüzüme vuran nemli rüzgar
iyi geldi, çok iyi geldi...


2 Mayıs 2014 Cuma

şimdi biraz zırvalayacağım

"insan pek çok defa sever de ömründe, sadece bir defa aşık olur"

hani ömür biçiyorlar ya aşka, üç yıl beş yıl diye!

eğer başka duygularla karıştırılmıyorsa saf aşksa ömür boyudur.

başka hayatlara salınsa da bedenler,

kalpte kalır, ruhta kalır, akılda akılır bir şeyler,

o yüzden diyorum aşk bitmez diye...

kalan bir şeyler muhakkak vardır ve o hep kalacaktır...

herkesin içinde böylesi birikintiler olduğundan, bu ihanet, aldatma aldanma değildir

kalandır...

29 Nisan 2014 Salı

orkide





İşin arasına orkide sıkıştırdım pişman değilim!





nisan

bu senenin nisanı gibiyim
yağmak isteyip de yağamayan
yüreğim sıkılıyor, 
gözüm buğulanıyor ama akmıyor
çok fena yakıyor, 

28 Nisan 2014 Pazartesi

yorgunum

güzel şeyler yazmak istiyorum
havanın pusuna rağmen,
işin ve işi iş olmayan kişilerin olanca negatifliğine rağmen!

bugün pazartesi ve ben seni çok özledim
salı da özlüyorum,
tıpkı her gün özlediğim gibi...

leylekleri gördüm, bu yıl ilk kez
göçleri neredeyse bitmek üzereyken,
hem de umudumu kestiğim bir anda!

zaman çok uygun olmasına rağmen
bakmadım kültür gezilerine
halbuki bu yıl canım fena Viyana çekiyordu bu mevsimde
vals de güzel olurdu
lakin yorgunum çok yorgun...
denize, tuza, kuma,
uzun bir tatile, tembelliğe ihtiyacım var
iki üç gün kurtarmayacak gibi.
leyleklere bakarken bunlar geçti içimden..






acı

eş dost çalışıyor
dünya  çalışıyor benden sana, senden bana götür- getir için
duyduklarıma kulaklarımı tıkayayım diyorum..
bunca zamanın hukuku, kızgınlığımız, küslüğümüz de olmuştur önceleri de
lakin anlamıyorum, anlamayacağım da!
bu kadar üzmeyi nasıl isteyebilir bir insan...
nasıl bir hırs?


25 Nisan 2014 Cuma

özlem

ilk sen arardın
ilk sen gelirdin yanıma
her yıl bugün!
bu yıl bugün,
öyle buruk,
öyle yalnız ki!

güzel dostum
koca yürekli dostum...

23 Nisan 2014 Çarşamba

neden?

yine birikti, öfkem, kızgınlığım, kırgınlığım!
kimseye değil, sana!
Ve sen durmadan bunu daha da arttırmak için çabalıyorsun görüyorum..
sadece merak ediyorum neden?

bu defa patlayan ben olmayacağım...
kazıyan kanırtan olsan da
sessizliği seçiyorum bunu bil istedim!


tüm bu olumsuz duyguları toprağa gömeceğim
suya akıtacağım...

sana dair iyi duygularımın yanında kalırsa bu duygular,
bir sarmaşık gibi saracak ve etkisi altına alacak,
buna çok yatkınım bu ara...

kin ve öfke yüktü biri olmak istemiyorum!
yalın ayak toprakta yürümem gerek....



22 Nisan 2014 Salı

ışık

Zaman geçtikçe daha çok arıyorum,
biliyorum keşke demeye mahal vermeyecek şekilde sıkıydı dostluğumuz!
Birlikte olduğumuz bazı zamanlarımızı, başka insanlarla, başka arkadaşlarla paylaşırdık da
birbirimizin duru aklına ihtiyaç duyduğumuz anlar, sadece ikimiz olmalıydık!
Özel çaba ile hep bunu böyle kılmayı başarabilmiştik..
Şimdi bunları yazarken yüzümde o anıların tebessümü, içimde dinmeyen ağıtım..
Birlikte yapmayı düşünüp da yapamadığımız çok az şeyin kalması ayrı bir iç huzur veriyor..

Senin yaşam direncin, mücadelen, kişiliğin, tevekkülün...
Sonunda kaybetmiş gibi görünsen de kazandığını biliyorum,
böyle olmasını istemekten dilemekten değil, öyle hissediyorum...
yaşamımın sonuna kadar bütün bunlar, benim ışığım olacak, sevgili dostum...



18 Nisan 2014 Cuma

can sıkıcı durumlar

bir ölünün yatağı sıcak daha sımsıcak!

ama hayat bir şekilde tüm hızıyla akıyor...

birazdan hiç istemediğim bir konuşma yaparak
bir çalışanımın işine son vereceğim...
şu an kalbim sıkışıyor!
iş dünyasının kötü gerçekleri,
sabahtan beri tasarruf politikası demek yerine
kırk türlü asılsız kulp taktım
gerekçeyi içimi rahat ettirecek sebeplere dayandırmak için ama olmuyor..





15 Nisan 2014 Salı

beşer şaşar

bu döngü böyle mantıken
doğar yaşar, yaşayamaz ölürsün!
bazen doğum esnasında,
bazen bir ay, üç ay, beş ay
üç yıl, beş yıl,  otuzbir yıl otuzsekiz yıl!
bazen doksan, yüz yıl sonra illaki ölürsün...

giden gider o da üzgündür sevdiklerinden uzakta olacağı için
ama boyu değişmiştir artık
zaman kavramı değişmiştir
beşerin bilinmezini biliyordur...

ya arda kalanlar
inanca göre bazı tanımlar var evet kabul!
ne hisseder?
üşür mü?
yalnızlık çok daha derin bir hal mi alır?
konuşmak isteyince konuşabilir mi?

14 Nisan 2014 Pazartesi

kabak

kabağın bile bir tadı vardır
bu benim geçen günlerime nazaran...


11 Nisan 2014 Cuma

erken

daha dün gibiydi
hayır dündü,
sesini duyalı!

peki bugün o musallada yatan kim?
sen olamazsın diyorum inkar ediyor tüm idrakim!

lakin, yavrum kınalı kuzum diye ağlayan,
dışına akıttığından çok içine akıtan ağıdını,
yaşını anneni görene kadar...

"her ölüm erken ölümdür" demişler
sen çok erken bıraktın be canım

benim can dostum canım dostum
nezih, naif arkadaşım..

seni çok özleyeceğim.. 

10 Nisan 2014 Perşembe

.

...........................
Bu kadar uzun diye düşünürken
.
Bu kadarcıktır bazı hayatlar!
Ve öyle doldurur ki dünyayı başka hayatları...

Varken de çok kıymetlidir ama yokluğu derin bir oyuktur...

Nur içinde uyu meleğim...

9 Nisan 2014 Çarşamba

dair

özleme dair,
hüzne dair 
çarelere, çaresizliğe dair hiç bir şey yazmak istemiyorum
mutlu değilim ama mutsuzum da diyemiyorum...
doğa bahara uyanmışken!
ben neden kıştan kurtulamıyorum?

4 Nisan 2014 Cuma

hiç

nasıl bir psikoloji?

bir insan hiç, hiç, hiç diyerek sayıklar mı?
sayıklarken kendi sesinden uyanır mı?
böyle başladı uzun cumam
yoğunluktan aklıma gelmedi şu saate kadar
şimdi mıhlandı beynime,
neyin hiç haliydi bu?

narkozdan ayılırken bile sayıklamayan bünye!
bir iki yılda ne hale geldi?
ahlanıp vahlanmayacağım,
bu da bir milat olsun bana!


3 Nisan 2014 Perşembe

toprak


   Her an ölmeye hazır gibi yaşamak ve aynı zamanda her anın  tadını doyasıya çıkarmak demekti benim için.
Hayattan pes edince insan bırakmayı istiyor her şeyi. Tutunacak bir şeyi kalmayınca toprağa dönmeyi arzuluyor.Yok olup hiçliğe karışmayı umuyor.


Kabile / Eddi Anter sf25











1 Nisan 2014 Salı

şarkılar

şarkılar  diyorum usta, her notasında insanı ele geçiren şarkılar...

sözlerinden çok sesin müziğin insanın hücrelerini kanırttığı şarkılardan bahsediyorum usta!

şarkılar diyorum usta, şarkılar ne güzeldiler değil mi?



31 Mart 2014 Pazartesi

karşı

Ne zaman bu yakaya geçsem soluksuz kalıyorum,
Sanki bir yerlerden karşıma çıkacakmışsın gibi...
Çok küçük bir ihtimal!
Çıkmandan mı korkuyorum, çıkmamandan mı?
Ama sen yine de çıkma!





28 Mart 2014 Cuma

kaos

Sen ki o kadar ketumken,
kelimelerin, tavrın, merhametin, sevgin..
ben nasıl?
anlayamıyorum!

şimdi hayat başka başka yönlere savurmuşken,
gözlerini unutmamak!
neyin nesi?

aklına gelmediğimi bilmeme rağmen
aklımdan, kalbimden çıkmaman,
büyük haksızlık değil mi?

boş boş konuşuyorum işte
belki rahatlama gayesi,
belki kimseye anlatamadığımdan
belki düşündüğümden, hissettiğimden daha ağır
artık taşıyamadığımdan
evrene salınsın da içimde kalmasın diye
yoksa zor, çok zor...

27 Mart 2014 Perşembe

saçma

saçma sapan günler haftalar
bitecek az kaldı!
sonra başka başka saçmalıklar sahnelenecek...

"eskiden biraz olsun ümit vardı içimde"



17 Mart 2014 Pazartesi

bir tatlı huzur..

pek çok sosyal paylaşım hesabımı kapattım.
aynı gazetelerdeki gibi, hiçlik, kirlilik, zaman kaybında öte bir katma değeri olmadığına karar kıldım!
benim tanıdığım arkadaşlarım, akrabalarımın bana ulaşmada sanal bir kaynağa ihtiyaçları da yok zaten...
uzun çalışma ve trafik sıkıntıma rağmen üşenmenin, üşenme ve tembellik getirdiğini biliyorum bu yüzden
az uyu, çok yaşa moduna aldım baharla birlikte kendimi))
televizyonla hiç aram olmadı şimdi de vaktim yok zaten!
şimdi yüzme ve yogaya başladım tekrar ve uzun zamandır yapmadığım okuma listeleri oluşturdum yeniden...
bana bu mevsim iyi geliyor doğa gibi yenileniyorum, enerjik oluyorum..


10 Mart 2014 Pazartesi

hayat

"Kainatın en özgür ruhları kadınlardır ve erkekler sevgi adına sizi köleleştiriyor. Arzu etmediğiniz hiçbir şeyi yapmayın, çünkü siz varsanız hayat var"

ne güzel demiş kendisine ait olsa da olmasa da Sayın İlhan İrem Bey!

6 Mart 2014 Perşembe

başka

bir olayı, bir durumu, kabul etmek başka!
kabul etmek zorunda olmak bambaşka!

5 Mart 2014 Çarşamba

05.03

dönüp dolaşıp o özlem bataklığına saplanmaya çalışsa da kalbim!
gözümden yaş değil kan gelse de
kalbim lime lime olsa da unutacağım...

1 Mart 2014 Cumartesi

ümit

olup olmadık zamanlarda ruhum çıkar bir uzun yürüyüşe
tek tek taşlarını sayarım Piaza del Campo'nun
yüzüme vurur geçer orta çağın cani sıcak nefesi..
biraz Arno Nehiri'nin kenarında yürür daldırırım elimi bulanık suyuna
Rönesans'ın heyecanın sarar içimi sanki Leonardo'nun Migelangelo'nun
yanındaymışım gibi...
ümit ederim içimden sadece bir gün bizim rönesansımızı da görür müyüz diye?



27 Şubat 2014 Perşembe

an

an oluyor bir sıkıntı çörekleniyor göğsüme
sanki tonluk ağırlıkların altında, 
alışılmış sebepler bunu yapar mı bilmem ama 
şöyle elle tutulur da bir şey yok gibi
gözümden, aklımdan kaçıyor da 
yüreğim mi yakalıyor...

25 Şubat 2014 Salı

yorgun

bir bana ne diyebilsem şöyle omuzlarımı silkip
ne halleri varsa görsünler kayıtsızlığında güne uyanabilsem!
ılık bir meltemdeki tüy gibi hafifleyeceğim zannımca...


yorgunum..

18 Şubat 2014 Salı

huzur..

bir boşluk ya da yalnızlık değildi hissettiği
bir huzur vardı sol göğsünden vücuduna yayılan..
mutlu değil belki ama kesinlikle huzurlu!


12 Şubat 2014 Çarşamba

bakı

şöyle bir boy değilde ruhumun aynasına baktığımda
tüm içtenliğimle kusurlarımı, zaaflarımı, kötü yanlarımı,
iyi taraflarımı görmeyi amaçlarım
ve sık sık o aynaya bakmaya gayret ederim
çok çoğun sabırlı sayılırım ama o an, taşma anı var ya,
ben kendimi tanıyamıyorum..

özverili ve verici yanımı severim
ama tek taraflı durumlarda  çok yorucu!
tecrübe edildi, şimdi tedbirli verici oldum..
karşındakinin küstah ve bencilce talepleri, değerini sıfırlıyor zamanla
az, öz olmalı ki saygı sevgi devam edebilmeli..
sürekli kendi sorununu anlatan, dinleme ya da senin nen var sorgusundan yoksunlardan
oldukça uzağım huzurluyum..

benim literatürümde küsmek diye bir eylem yoktu,
şimdi küs demek çok örtüşmüyor ama daha alıngan olduğumu fark ediyorum
belki az önce sıraladığım nedenlerden ötürü
ben bu durumları sevmiyorum...

....


kendimi süper çalışkan olarak göremiyorum elime aldığım bir işi en sağlıklı ve en kısa sürede
yapabilme organizasyonuna ve becerisine sahibim, işi en iyi şekilde sonuçlandırırım ama tembelim))

işte ve özelde aklıma ilk kötü gelmezdi bir kaç sene evvel
bir laf söyleniyorsa söylendiği gibidir diye düşündüm,
şimdi kıvrımları olduğu içinde gizli özneler yüklemler olduğunu görüyorum
bu kadar yorucu yolu insanların neden seçtiklerine önce de şimdi de anlam veremiyorum..
kıskançlığım sıfır dersem yalan olur ama mümkün olan alt seviyede
ona niye baktın bununla niye konuştun öz güvensizliğinde hiç olmadım
lakin gözüme sokula sokula bir haller oluyorsa keserim tertemiz gazete kupürü misali
buruşturmaya bile yormam kendimi atarım..

şüphenin içime düşmesine izin vermiyorum mümkün mertebe,
bir düştü mü beni ince ince kemiriyor,
tecrübe edilmişti bir vakit...






11 Şubat 2014 Salı

bugün

sağlam diyorsun sımsıkı diyorsun,
sımsıkı tutmaya çalışanın tek kendin olduğunu
otuz beşinde bugün anlıyorsun.
o köklü zannedilen dosluklarının
ne kadar sığ olduğunu anlamak
canını yakıyor sadece
derin derin soluk alıp veriyorsun
konuşmayı bırak düşünmemeye çalışarak...

7 Şubat 2014 Cuma

mecburi

mecburiyetlerden nefret ettiğimden direniyorum, unutmuyorum belki...


6 Şubat 2014 Perşembe

hayal

yoğun günler, haftalar, aylar
yorgunum dedikçe,
daha yoğunlaşan zamanlar arasında, kalmışlığımın bir sonu olacak elbette!
hala hayalci yanımın canlı olması bu zamanda nimet diyorum,
şimdi şu anda sıcak olan bir yerde şezlongda gerinirken hayal ettim kendimi..
çok ihtiyacım var tatile çok..

29 Ocak 2014 Çarşamba

isyan

İsyan kaşıyor içimi öyle sinsi falan da değil
düpedüz dümdüz ağız dolusu en okkalısından küfürlük!
"Tanrım aptal insanlardan kurtar beni"

24 Ocak 2014 Cuma

kapılar I

kapılar diyorum usta ne  güzeldir,
bir taraftan haneyi alanı muhafaza ederken,
bir taraftan da dünyaya açılır..


sırların üzerine, mahremin üzerine kapanır..
öfkenin, nefretin üzerine de kapanır,
kapanır demek belki naif kalır
çarpılır çat diye çokça..

usta beni en çok öyle kapanan kapıların sesi korkutmuştur..
çok takılırım o sese
belki o yüzden ustam
ben hiç bir kapıyı pat diye kapatamadım...
bazen kapatılması gerektiğini şimdilerde anlıyorum,
hiç ses çıkarmadan kapansın diye zihnimi kolumu yüreğimi ne denli yorduğumu..

çok çat çut seslere de gerek yok ama pat diye kapatmasını bilmeliymiş insan


22 Ocak 2014 Çarşamba

uzak

uzak ülkelerin birindeydim yine,
uzak olduğunu biliyordum
ama neresi olduğu hakkında bir fikrim yoktu!
bir şeyi özlüyordum,
bu özlem sıla özlemine benzer bir duyguydu, anımsıyorum..

ne uyur ne de uyanık bir haldeydim...
ne korkulu, ne korkusuzdum
biraz tedirgin çokça rahattım..
lakin çok özlüyordum..




i don' know why??

20 Ocak 2014 Pazartesi

düş gezgini

bu günlerde buralarda değilim çokça
bazen new york'ta, bazen kiev' de bazen se moskova'dayım
bir gecede üç dört yerde olduğumda görülmüştür!
bazen yalnızım, bazen yabancı birileri var..
bazense yabancılardan daha yabancı sen oluyorsun yanımda..
ne hayal ediyorum, ne diliyorum, ne de istiyorum seni!
lakin neden?

17 Ocak 2014 Cuma

zaman

uzaklaşmak ve yabancılaşmak zamanın oyunu mu?
sanki hiç bitmeyecek sanılan o hisler...
acılar bitince hislerde kaybolacakmış gibi acılara sarılmalar, insanın kendine en büyük kazıklarından,
idrak çok daha geç uyanıyor maalesef,
o uyandığı sanılan idrake rağmen, burnun bok çukurundan çıkarmayan bir psişik halde var!


velhasıl kelam, hiç bir şey sonsuz değil,
zaman geçiyor, hisler geçiyor, çözülmeyecek sandığın o bağlar çözülüyormuş.




11 Ocak 2014 Cumartesi

Kalbim

Kalbim seninle doldu tastı, doldu taştı!
Kaynadı kabardı
Çekildi kanı kurudu
Yandı külü kaldı...

10 Ocak 2014 Cuma

di'li geçmiş

görseydi..
duysaydı..
konuşsaydı..
anlasaydı..
gelseydi..
sevseydi..

8 Ocak 2014 Çarşamba

bazen

bazen bir boşlukta salınıyor sanki ruhum, düşüncelerim
bir şey hissediyor biliyorum,
anlatamıyor, yazamıyor, çizemiyor...



7 Ocak 2014 Salı

bugün

çokça kızdım bizimkilere bugün,
yalan söylemeyi bilseydik bir miktar, biraz terazinin topuzunu kendimize göre ayarlamasını mesela,
bu kadar kırılmazdık,belki, bu dünya sürgününde!
hayat belki bir miktar daha kolay olurdu...