6 Kasım 2019 Çarşamba

altı kasım ikibinondokuz

Bazen kendimi çok yalnız hissediyorum
bu çok sıklıkla yokluyor beni..
Biriyle dümdüz konuşma isteğim oluyor
aklımdaki ve kalbimdekileri..
Kimseyi bulamıyorum
çok insan var
konuşabileceğim hiç kimsem yok..

Bu zamanlarda hissettiğim tek şey
bu dünyaya ait olmadığım..

Bekliyorum
mahpusta gününü bekleyen müebbet gibi...

16 Eylül 2019 Pazartesi

onaltı eylül

dile kolay, akla zor on beş yıl
nasıl bir oyuk nasıl bir kayıp
insan yokluğa değil
oyukla yaşamaya alışıyor
arada bir ne kadar derinleştiğini fark ediyor afallıyor
sonra yeniden yaşamaya devam..
#onbeşeylül2004

3 Ağustos 2019 Cumartesi

keşif

Bilmek istediklerim, Herkesin bildiği değil, en enler beni soğutur kendinden bestseller olmuş kitap, rekor kıran film, trendy kelimesi.. Bilinmişi denemek istemem, keşfetmeyi severim Caddelerin camekanları vardır, arka sokakların ruhu, gizemi...


ZOR YILLAR

üç ağustos ikibinondokuz

sabahları neden yorgun uyandığımı buldum albayım, her gece başka şehirde alıyorum soluğu. çoğunlukla akşamın alaca karanlığı nadiren şafak vakti de oluyor yollar eski evler eski şehirler eski kilometrelerce yürüyorum adımlarımı, insanların yüzlerini ve şehirleri hatırlıyorum..

4 Temmuz 2019 Perşembe

dört temmuz ikibinondokuz

zorunluluk ne idi
çalışma para kazanma zorunluluğu
sabah 08:00 akşam 18:00 çoğu zaman fazlası da olan..
iyi bir yaşam ne,
ne ile ölçeklenir,
peki bilgi
çok bilmek iyi mi?

benim için havuz problemi;
konforlu bir sitede iyi bir semtte oturmak
ve hiç girmediğin havuz
için her ay kaç saat mesai harcıyor,
kendin için mi istiyorsun statünden dolayı zorunluluk mu hissediyorsun?
buna benzer kaç zorunluluk hissin var, kendin istemediğin halde?

şehirlerin yapısı modern görünen vahşi bir yaşam
iyi bir semtte daha çok para ödediğin sitede umduğun gibi komşuların olmuyor
eğitimlisinden cahiline para ile her şeyi yapabileceğine inanan bir sürü ilkel insan,
kendi misyonlarıyla yetiştirdikleri yavruları!


first aid kit

14 Mayıs 2019 Salı

ondört mayıs ikibinondokuz

pazar günü çok sarsıldım
ve çok ağladım
bunun yanında kendimi hafiflemiş de hissediyorum...

o uzun aradan sonra sigara içince başta bir boşluk hissi dönme olur ya hafif
üç gündür öyle başım..
ruhum hissiz...

çok sürmese diyorum çokça dünya sürgünüm...

8 Mayıs 2019 Çarşamba

yedi mayıs ikibinondokuz

bu güçsüzlüğüm
takat sizliğim yoruyor
gücümü bu kadar emen
beni halsiz bırakan düşüncelerden
net bir karar verince kurtulacağımı hissediyorum..

hayli uzun zamandır bu şekilde olmak
çok yorucu ve enerjimi de emen bir durum..
kafam dağınık, dalgın...
mamut gibi olan hafızam yalpalıyor.
uyuyamıyorum
uyanamıyorum...


öyle bir yerdeyim ki..

2 Mayıs 2019 Perşembe

24 Nisan 2019 Çarşamba

yirmidört nisan ikibinondokuz

yaşam tuhaf bir muamma
nasıl geliyor nasıl gidiyoruz bilmeden..
bildiğimiz bu dünya!
yapılması gereken bu bildiğimiz dünyayı anlamlı kılmak
peki anlam neydi
kendimizi düşünmek mi insanlığı düşünmek mi

adımıza insan denmiş bir varlığız
güya akıllıyız!
bu akıl çoğun zindanımız olmuş halbuki...



22 Nisan 2019 Pazartesi

yirmiiki nisan

evet çok üzgünüm inişli çıkışlı
küslü barışlı ilişkimi sonlandırmak zorunda kalmak son derece üzücü!
aylardır belki yıllardır çok yıprandım, üzüldüm en çok da ağladım..
hala seviyor olmam da ayrı psişik bir durum..
bir arada olmamızın artık imkanı yok,
tekrar güvenebilecek ne vaktim ne enerjim var..

çok ilginç bu kadar üzgünlüğümün yanında,
garip bir enerji var içimde...

bu enerjiyi yaratıcı şeylere dönüştürmeliyim
kendimle birlikte...


yazık oldu...

10 Nisan 2019 Çarşamba

on nisan ikibinondokuz

on nisan

yaşamda çok insan tanırsın, pek çoğuyla arkadaş olursun,
lakin çok azına yüreğini açarsın!
iki can dostumu on yıl arayla kaybetmek!
sonra anlatacaklarının içinde birikmesi...
şimdi bilen bir iki arkadaşım neden gidiyorsun diyor
neyi çözümledin?
lafı sakınmadan anlatmak var ya
ayıplar mı, alınır mı, dışlar mı
korkuları olmadan?
dümdüz içinden geldiği gibi kelimelerinle
bu inanılmaz büyük bir armağanmış!

beş yıl önce bugün kaybetmiştim seni
o kadar direnmiştin ki hep bir umut vardı içimde.

Seni çok özledim canım dostum
çok kelimelere boğulmadan konuşmalarımızı...

sana bunları......



3 Nisan 2019 Çarşamba

üç nisan ikibinondokuz

uçurtması kaçmış çocuk gibi
buruk ağlamaklı içim..
başka başka uçurtmam olacak
lakin o uçurtmam olmayacak
doyamamıştım
kuyruğu ne güzeldi
ne nazlı havalanmıştı..
şimdi nerede kim bilir
bir telde ağaçta mı takılı kaldı,
başkaları mı uçuruyor benim
güzel nazlı uçurtmamı...

HASRET

25 Mart 2019 Pazartesi

yirmibeş mart ikibinondokuz

Seninle benim yani bizim biz olma ihtimalinin olmadığını yaklaşık dört yıl sonra anlamak!
büyük aydınlanma değil benim için acıyı uzatmaktı sadece
sevmediğini bildiğim halde sevdiğim için belki belkiler oluşturmaktı!
paylaştığımız her şey çok kıymetliydi, tek kıymetsiz kendimi bıraktım ortada..

tam dört yıl olmuştu...

12 Mart 2019 Salı

oniki mart ikibinondokuz

bu da bir rahatsızlık olmalı
bitirememek!
önceki yazımın sonu yok mesela..
çok süslü Latince bir adı da vardır yüksek ihtimal
şu telaffuzu zor olanlardan...

bitmez tükenmez geceler

8 Mart 2019 Cuma

sekiz mart ikibinondokuz

çok özlediklerim var

şimdi terapiste gidiyorum daha önce neden ihtiyacım olmadığını düşünmüştüm
şimdi neden ihtiyaç duyuyorum bunu şu anda anladım ve içim yandı adeta..

İdil vardı önceleri dinlediğim, konuştuğumu dinleyenim
o gitti ve sevgili  Zübeyde geldi ve o da dinleyen duru kalpli ve akıllıylı..
dinlemek kadar anlatmakta beşerin en büyük ihtiyaçlarından imiş onu yeni anlıyorum..

Bazen arkadaşlarımla görüştüğümde şunu düşünüyorum
herkes aldıklarını sattıklarını işlerini güçlerini konumlarını anlatmak
egolarını cilalamak için arkadaşa ihtiyaç duyuyor öyle hissediyorum.

Hani vardır ya dostlukların önüne konumlar eklenince olay çok da dostluk olmuyor,
sosyal olmaya çabalarının figüranı oluyorlar ya da oluyorsun..
yüzeysel bir iletişim
ne düşünür?
ayıplar mı?
kaygılar!


hisler,
gerçek düşüncelerdir..
bunları konuşabilmek isterdim o zaman gerçek olurdu dostluklar, arkadaşlıklar
bir çıkar mekanizması
iş güç para
oluyor bir şekilde
ama bunlar gerçek

6 Şubat 2019 Çarşamba

altı şubat ikibinondokuz

bir şey var albayım tarifi zor ve çok psişik;

kendime konduramadığım şeyleri yapıyor olmak, üstüne üstlük devam etmek
ve her defasında affetmek!
O'nu mu affediyorum,
kendimi mi?
işime öyle mi geliyor?
kişiliksiz miyim?
bağlı mı?
bağımlı mı?

tüm bunların yanıtını terapiste rağmen bilmiyor olmak
ironik bir durum...

biliyorum yanıtları kendim bulmalıyım!
o zaman tam tatmin olur...
başka türlüsü düşünceleri kopyalamaktan öte bir şey olmaz ki!
yine de terapist söylese daha kolay olurdu!!!

şu an bildiğim ve hissettiğim güçlü duygularımın olduğu
bu güçte ne kadar kalır bilmiyorum..


bul beni