9 Haziran 2026 Salı

dokuz haziran 2026

 bu çok yorulmuş kalbim,

birden bire duruverecekmiş gibi..

Eskiden belirli bir yaşa gelmiş erkekler ceplerinde alacak verecek defterleri taşırmış,
birden ölüm gelirse arta kalanlar alacağını vereceğini bilsin bu dünyanın yarım hesabını kapatsın diye..
Şimdi de taşımak gerek doktor, maddi alacak vereceğe çok girilmiyor eskisi kadar, kişilerden çok bankalara, bankalar da hemen buluveriyor yakınını.
Lakin dostluğunun, güveninin, sevgisinin hoyratça hiç edilmesinin hesabını da görmek gerek.

"Sevmek sevilmekten yeğ" diyor pek çok düşünür, ardından da ekliyor sevilmenin insana nasıl değer
kattığını. Bunda cimrilik etmişlerden hesap sormalı mesela..



Vira Vira

22 Mayıs 2026 Cuma

yirmi iki mayıs 2026

 insan bir kere doğup

bir kere mi ölüyor?

ben sayısını unuttum doktor

sen şahitsin.

kaç kere zerrelerime dağılıp

topladığımı kendimi.


Kim Bilir

13 Mayıs 2026 Çarşamba

11 Mayıs 2026 Pazartesi

On Bir Mayıs 2026

Eskisi gibi çarpmıyor artık kalp,

Eski kalpte yok zaten.

O duyguların dolup taştığı,

Her kırgınlıktan sonra sevmeye nedenler bulan,

O kalp.

Artık yok.

Şimdi o günleri düşününce

Koca bir boşluk 

Ve hissizlik hali

Özlem yok,

Kızgınlık yok,

Hiç bu kadar duygusuz kalmamıştım

Biraz öfke saklasaydım

Özlem arada mesela..

Bu duygusuzluk, hissizlik hali

Rahatsız edici..




Sazlıklardan Havalanan

29 Nisan 2026 Çarşamba

yirmi dokuz nisan 2026

 Azlık da çokluk da öldürür

tıpkı güneşin azının soldurup

çoğununsa yaktığı gibi.

İnsanda da böyle midir?

Saksıda kırmızı bir gül fidanı aldım

Küçük prensin  çiçeği gibi

Nasıl koruyabilirim büyütebilirim

endişeleri dolaştı zihnimde

sonra endişenin insana nasıl zarar verdiği geldi aklıma

olduğu gibi ben gibi yaşatacaktım

susadığında suyunu yeteri kadar güneşini, bazen rüzgarını verecektim

bazı zamanlarda arttırdığım sigaranın küllerini onun için biriktirecektim

böcekler sarmasın hasta etmesin diye mesela.

bir kaç gündür akşamları bir iki kelam eder oldum onunla

bende alışık değilim bitkiyle konuşmaya o da değildir herhalde..

gerçi ben alışkanlıklardan da korkan biriyim bir kaç yıldır,

sigarayı bile bazen arttırıp bazen hiç içmemem de bu sebepledir belki..

yaşayıp göreceğiz birimiz ölene kadar...


DESTİNA..


.


17 Nisan 2026 Cuma

on yedi nisan 2026

 ne yapaydım 
kendimi feda mı edeydim
feda edilenler değersizlerdir
kim kendini başkası için feda ederse
karşı tarafta egoyla karışık acıma uyandırır
bu insan onuru için yaşamsal arterlerini koparmak gibi bir şeydir
o nedenle kişi
çok sevdiğine bile feda etmemeli kendini
kendi çocuklarının yetişkinlik evreleri dahil.
fedakar insanları neden severiz bir düşünün
kendi isteklerini bir kenara koyup bizimkisini öncellediği için,
burada çıkar ilişkisi değil de saf sevgiden söz edilebilir mi?


Derdim Gizli




8 Nisan 2026 Çarşamba

Sekiz Nisan

zihnimden geçip bazen buraya düşen kelimelerimden ziyade
okuduğum bir kitap, özellikle şiirler neden bu kadar kalbime dokunuyor diye düşünürken
bir aydınlanma yaşadım demincek.
Bir başkasının da benim hissettiklerime benzer şeyler hissetmiş olması,
dolması, taşması, çareli, çaresiz halleri duygudaşlık yaratıyor bu yakınlık etkiliyor en çok beni..
Sadece bana özel gibi hiç kimsenin bilmediğini hissetmediğini sandığım duygular başkalarınca da
hissedilmiş kelimelerle ne de güzel anlatılmış..


3 Nisan 2026 Cuma

Üç Nisan

 İnsan sıkı sıkıya sarıldığı acısının 
artık çözülmeye eskisi gibi acıtmamaya başladığında ki panik 
acıya alışmaktan mı 
unutmaktan mı?


Ucuz Roman



26 Mart 2026 Perşembe

kişi kendinden bilir işi

 bazen bağzı kişiler yarana dokunabilir miyim der nazikçe
ve sen iyileştireceğini sanırsın izin verirsin
halbuki sürekli kabuklarını kaldırarak geçmez izler bırakmaktır amacı
bunu çok geç anlarsın
iş işten geçtikten sonra
sonrası yine kendine kızmalar hırpalamalar...
ilk başta uyanamamış olabilirsin
iyiden daha çok kötü şeyler yaşamışta olabilirsin, kızma sakın
insanı iyi olarak düşünmek suç değil, olması gereken de bu değil midir?
"kişi kendinden bilir işi"


bize ne oldu

24 Mart 2026 Salı

samimiyet


güven tek başına açılan kapı değildir

 samimiyet güvenin ilk kapısıdır.

Samimiyet ise duygu, davranış ve niyetin uyumlu bütünlüğüdür.


vay...

11 Mart 2026 Çarşamba

yansıma yanılsama

 bu uzun süren acıma bir neden daha buldum az önce kalbim burnumun direği sızlarken hem de

bazen tam anladığını düşünürdüm bunu böyle hissettirirdi, onca zamanın sonunda hiç anlamadığı

ve hepsinin bir manipülasyondan ibaret olduğu mış gibi, miş gibi hallerden öte olmadığını anlamak

bana bir şey kazandırır mı acıyı anlamlandırmak ya da tam vedayı getirir mi?

 Alain de Botton beyin dediği gibi aslında benim anladığım şekli

belki karşımızdaki kişi hep nötrdü ve biz anlam yükledikçe kendi sevgimizin yansımasıyla seviyor

gibi anlıyor gibi anlamlandırmaları da bizzat kendimiz yapıyoruz, belki kendimiz kendimizi yanıltıyoruz.



unuturuz

6 Mart 2026 Cuma

iki yıl kış mı olur, altı cemre düştü..



dibi kazımıştı tüm duyguların

aşksa aşk

ihanetse ihanet

kızgınlık

öfke

yaşanacak her şey yaşanmıştı

dahası var mıdır diye düşündürmeyecek kadar.

Tüm vedaları,

bitti

hoşça kala sığdırdım.

ne uzun cümlelerim vardı

kısaldı

kısaldı

ah kadar

bile

kalmadı..




Derdim Gizli


13 Şubat 2026 Cuma

ayrı ayrı

insanın bağzı bağzı 
burnunun direği
yüreği
sızlar
bu normal
hafıza sadece
beyinle ilgili değil
burnun da
yüreğinde
ayrı ayrı hafızaları vardır.
hepsi aynı anda hatırlayınca fena
işte bu zamanlarda
üzerlerinde söndürüyorum
sigaralarımı 
ayrı ayrı.


9 Şubat 2026 Pazartesi

6 Şubat 2026 Cuma

Tren

 bir tren penceresinden izleyerek geçiyorum tüm yaşamımın içinden

bazen hızlı bazen yavaş lakin hiç durmadan..


"Tren kullanırken kullanmayı öğrenmenin süresi çok kısa, fren yapmayı öğrenme süresi çok uzun sürüyormuş" tonlarca kiloluk makine, 

tıpkı bizim yürümeyi öğrendikten sonra duramamız gibi şimdi yavaşlamayı öğretmeye çalışıyorum 

kendime.

Bir gün Eminönü'nde fark etmiştim insanların yavaşlığından homurdanırken, sorunun insanlarda değil 

şahsen bizzat kendimde olduğunu, o aydınlanma anını unutmuyorum hiç!


Kulağımdaki müzik


14 Ocak 2026 Çarşamba

ondört ocak ikibinyirmialtı

 Düşündüm dün çokça düşündüm kendi kendimi soktuğum düşünce girdaplarını, nasıl kendimi dibe doğru ittiğimi. söylemde başkalarının düşüncelerini önemsemezken bilişselde önemsediğimi tabii ki ilk kendime itiraf etmeliydim. Bunu için doğduğum evi ailemi suçlamayacağım bir yetişkin olarak eskiden belki yetiştirilme tarzından onların etkisi olabilir lakin şimdi bu yaşta çocukluğumu mu gençliğimi mi suçlayayım? Düşünceler canımı yaktı, kalbimi parçaladı, çok ağlattı tıpkı cerahat gibi gibi aktı. Sizde de olur mu bilmem, bana mı özgü? Ağlamak istersin ağlarsan rahatlayacağını bilirsin ama bir türlü ağlayamazsın kaç gündür hatta haftalardır böyleydim. 



sakinleştim